Hapishane filmleriyle ilgili yapılan anketlerde Casuslar Kampı (Stalag 17) , Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) ,Alkatraz Kuşçusu (Birdman Of Alcatraz) ,Parmaklıklar Arasında (Cool Hand Luke) ,Büyük Firar (The Great Escape) ,Babam İçin (In The Name Of The Father) ve Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) gibi filmler genellikle üst sıraları işgal ederler.Ülkemiz sinemasında da Yol,Duvar,Tatar Ramazan,Uçurtmayı Vurmasınlar ve Pardon gibi güzel örnekleri olan bu tür her zaman seyircinin ilgisini çekmiştir.Konu televizyon dizilerine geldiğinde dizinin uzun sürecek bölümlerle seyircinin ilgisini daima tetikte tutması gerekir. Özellikle de mekan bir hapishaneden ibaret olursa.HBO kanalının ilk drama dizisi olma özelliğini taşıyan OZ gerçekten bir çok yönden saydığımız bu filmlerle yarışabilecek kadar iyi bir dizidir.

1997-2003 yılları arasında 6 sezon ve toplamda 56 bölümle ekranlara veda eden OZ dizisi gerçekten efsane bir dizidir.Zamanında ülkemizde Cine 5 kanalında da gösterilen dizinin yaratıcısı Tom Fontana’dır.Mahkumların kısaca OZ olarak adlandırdıkları cezaevi , New York’ta Ozwald Şehri Cezaevi olarak bilinir.Dizinin hikayesi Tim McManus adlı bir idarecinin OZ mahkumları için özel olarak tasarladığı ve “Emerald Şehri” ismini verdiği özel bir bölümde geçer.McManus’un projesi olan bu özel bölüm sayesinde mahkumlar normal bir hapishane’nin aksine sanki evlerinde yaşıyorlarmış gibidir.Camlı odalarından her gün çıkabilirler , spor yaparlar ,televizyon izlerler ,satranç ve kart oyunları oynarlar.Bu fikir tamamen mahkum psikolojisinden kurtulmaları adına yapılmıştır.Buna rağmen OZ’da çatışmalar ve cinayetler bir türlü bitmek bilmemiştir.Hikaye çoğunlukla mahkumlar arasında geçse de OZ’un idarecileri ve gardiyanları da dizinin ana unsurlarındandır.Mahkumlarla ilişkileri zaman zaman kendi hayatlarını bile etkilemiştir.Müdür Leo Glynn afro-amerikalı bir adamdır.Yıllarca OZ’da gardiyanlık yapmış ve sonunda müdürlüğe terfi etmiştir.Kimi zaman yanlı bir tutum sergilemesi onu mahkumların gözünde nefret edilen bir adam haline getirmiştir.Rahibe ve aynı zamanda bir psikolog olan Peter Marie ve diğer rahip Ray Mukada mahkumların sorunu olduğunda konuştukları yardımsever karakterlerdir.Hapishaneyi sürekli denetime gelen vali James Devlin tipik bir politikacıdır.Sürekli kendi çıkarına olan işlerle ilgilenir.Genel anlamda mahkumlarla ilgilenen tek kişi Tim McManus’tur.Hatta mahkumlara bu kadar yakın olmaya çalışması başına büyük belalar açacaktır.Erkek gardiyanların yanında gardiyan rollerinde bayanlarda boy göstermiştir.OZ’da her zaman hapishaneye yeni mahkumlar gelir.Her bölüm olabildiğince ürkütücü olaylar yaşanır.Bir bölümde ana karakter olacağını sandığınız çok güçlü görünen bir mahkum o bölümü bile çıkartamayabilir.İşte böyle bir dizidir OZ.Hapishane içinde türlü kesimlerden insanlar vardır.Dizinin başlarında ayrı gibi görünen bu gruplar daha sonra yönetim tarafından bölümlendirilecektir.Ana grupları müslümanlar ,nazi sempatizanları ,gangaster afro-amerikalılar ,latinler ,italyan mafyası ,irlandalılar,eşcinseller ve diğerleri olarak adlandırabiliriz.İdareciler her ne kadar engellemeye çalışsalar bile hapishanede dönen büyük bir uyuşturucu trafiği vardır.Irkçılık ve ölüm cezası adına da çok şey söyleyen dizide çok kötü suçlar işleyen mahkumlar olduğu gibi ufak suçlardan OZ’a düşüp bu adamlarla yaşamak zorunda olan masum tiplerde vardır.Ayrıca ölüm cezasını bekleyen mahkumların olduğu başka bir bölümde bulunur.Buraya ilerleyen sezonlarda kızını öldürmekten idama mahkum olan bir kadın gelecektir ve bu kadın OZ tarihinin ilk kadın mahkumu olacaktır.OZ’da avcı ve av ilişkisi çoğu bölüme damgasını vurur.İntikam almak için bir adama Aids’li kan verilmesi ,sırf çetenin gözüne girebilmek için bir gardiyanın gözlerinin oyulması ,birini yavaş yavaş öldürmek için yemeğine cam parçaları konulması gibi insanın kanını donduracak cinsten her türlü olay  OZ gibi bir yerde çok normaldir.Gelelim dizideki kilit mahkum karakterlerine. Lost’ta Mr.Eko olarak tanıdığımız Adewale Akkinnouye Agbaje OZ’da afro-amerikalıların asi lideri Simon Adebisi’yi oynuyor.Yine Lost’ta Michael’i oynayan  Harold Perrineau ,OZ’da diğerleri arasında olan dizinin iyi adamlarından felçli Augustus Hill’i canlandırıyor.Hill dizi boyunca beklenmedik yerlerde çıkıyor ve bir nevi anlatıcı görevi görüyor.Bölüm neyle ilgiliyse o konu hakkında eğlenceli yorumlar yapıyor.Müslümanların lideri aynı zamanda araştırmacı ve yazar kimliğiyle de öne çıkacak olan Kareem Said.Said dizinin en adaletli karakterlerinden birine hayat veriyor.Vern adındaki diğer karakter ise tam bir bela.Nazi grubunun başkanı ve dizinin en kötü adamlarından.İrlandalı Ryan O’Reily dizinin yakışıklı ve kurnaz çocuğu.Kendi çıkarı için herkesi birbirine düşürüp bundan fayda sağlamakta üstüne yok.İlerleyen sezonlarda yavaş anlayan bebek suratlı kardeşi Cyril O’Reily’de OZ a gelip abisi Ryan’a katılacak.Bir not ; O’Reily kardeşleri oynayan Dean Winters ve Scoot Winters gerçek hayatta da kardeşler.Latin tarafında egemenlik genelde Miguel Alvarez’in elinde.Dedesi babası ve kendisiyle birlikte ailesinin 3 kuşağı da  OZ’da bulunan bu genç iyi niyetli olmasına rağmen çabuk parlıyor ve telafisi mümkün olmayan hatalar yapabiliyor.Sözünü etmemiz gereken diğer iki karakter ise aşkları OZ’a damgasını vuran Tobias Beecher ve Chris Keller.Önceleri çıkara dayalı bir ilişkileri olan bu ikilinin dostluğu ilerleyen sezonlarda sevgiye dönüşüyor.OZ’un hikaye anlatımında her bölüm yeni gelen mahkumların neden geldiklerini suçlarının ne olduğuna dair görüntüler görüyoruz.Augustus Hill bizlere rehberlik edip suçluları tanıtıyor , kaç yıl hüküm yediklerini ,ne zaman şartlı tahliye hakları olduğunu söylüyor.Ne yazık ki mahkumların büyük bölümü hayat boyu ceza aldıkları için çokta umutlu durumlar bekleyemiyoruz.OZ hapishane’den kaçma temalı Prison Break’te ki aksiyon yerine daha çok mahkumların psikolojileriyle ilgileniyor.Tabi bu OZ’dan hiç kaçma teşebbüsü olmuyor demek değil.Ama OZ bizlere mahkumların bir şekilde oraya tıkılıp kaldıklarını , kurtulmalarının imkansız olduğunu ,onları bir geleceğin beklemediğini üzerine basa basa söylüyor.Zaten sezon başı en azından 20 kişinin beklenmedik yollardan hapishane içinde öldüğü de bunun bir kanıtı.Televizyon tarihinin en iyi dizilerinden OZ kayıtsız kalınmaması gereken temponun bir an olsun düşmediği bir dizi.Son olarak OZ’un meşhur repliklerinden biriyle yazımı tamamlamak istiyorum.Miguel Alvarez’in bebeği olur.Alvarez bebeğini görmek için yoğun güvenlik önlemleriyle birlikte hastane’nin yolunu tutar.Yanında rahip Ray Mukada vardır.Ama yeni doğan bebeği doğumdan sonra fazla yaşamaz.Aklını kaçırmak üzere olan Alvarez  , rahiple din hakkında tartışır. “Ben böyle bir Tanrı’ya nasıl inanabilirim.Bebeğim ölürken nerdeydi bu Tanrı? Rahip cevap verir ; “ Kendi oğlu çarmıha gerilirken nerdeyse orada. “

Yazar : Barış Beldek  


İlgili Yazılar:

Yorum Yazın